Bir varmış bir yokmuş Allahın kulu pek
çokmuş. Evvel zaman içinde bir babanın iki oğlu varmış. Biri akıllı biri deli
imiş. Babaları çilesini doldurmuş Allahın rahmetine kavuşmuş. Kavuşmuş ya geride
bir deli birde akıllı iki evlat bırakmış. Babalarının mallarını bölüşmüşler.
Sıra gelmiş ineklere Deli demiş ki "eski ahıra giren inekler senin, yeni ahıra
giren inekler benim olsun" demiş. Sürü gelmiş yeni ahıra. Ancak uyuz bir tek
inek girmiş. Deli oğlan ineğini her gün otlatmaya götürmüş. Günlerden bir gün
deli oğlan dalda öten ibibuk kuşuna ineğini satmış. İbibuk kuşu konulu olduğu
ağaca ineği bağlamış. İneği gece kurtlar yemiş. Sabahleyin parasını istemiş. Kuş
her sözüne başını sallıyor para vermiyormuş. Sinirlenen deli oğlan eve koşarak
kırk saplı kazma ile ağzı gedik küreği sırtladığı gibi ağacı devirir. Maksadı
kuşu tutmaktır. Kuş olurda durur mu uçmuş gitmiş. Allah tevekkel kulunun
yardımcısı derler ya; ağacın kökünden bir küp altın çıkmış. Koşarak
ağasına haber vermiş. Altınları çuvala doldurmuşlar. Akıllı " gel çuvalı sırtıma
kaldır" demiş. "Ben kaldırmam ibibuk beni döver "demiş. Her neyse altınları köye
getirmişler. Merak bu ya ölçüsünü anlamak için imamdan terazi istemişler.
Ne ölçüleceğini merak eden imam terazinin altına zift sürmüş. Dönüşte ne görsün
terazi ile altın tartıldığını görmüş. Deli oğlana sormuş. Ömründe hiç mi hiç
yalan söylemeyen deli oğlan "altın tarttık" demiş. İmam hükümete haber vermek
istemiş. Bunu duyan akıllı oğlan imamı öldürerek bir kör kuyuya atmış. Deli
yalan söylemez sabır bilmez ya bunu köylüye söylemiş. Akıllı oğlan ölüyü oradan
alarak yerine keçi gömmüş. Köylü deliyi kuyuya sallamış. Deli aşağıdan şöyle
çağırmış. "İmamın boynuzları varmıydı, vücudu kıllımıydı" demiş. Onlarda "çek
çek çıkart" demişler. Çıkanın keçi olduğunu görünce delinin sözüne uyduklarından
dolayı birbirlerine kızmış durmuşlar. İmamın köyü terk ettiğini sanmışlar.
Böylece bitip tükenmeyen hazineye kavuşmuşlar.Gökten üç elma düşmüş, biri
dileyenin, biri dinleyenin, biri bizim başımıza.