Yeşilöz köyünün bir kilometre uzağındaki ağmaz harabelerine
ait şöyle bir efsane anlatılır. Ağmaz pınarının yakınındaki siyah taş yığınının
öyküsü zulme karşı duranların anıtlaşan bir sembolüdür.
Vaktiyle burada bir kavim yaşar. İsminde anlaşıldığı üzere
başlarında bulunan yiğit bir kişi olan Ağmaz beyinin ölümünden sonra obada yaşam
düzeni bozulur. Halkın dayanma gücü azalır. Şimdiki Taşkınpaşa köyüne adını
veren Taşkın Paşa halka zulmederek ağır vergiler ödetir. Yaptırmış olduğu
Taşkınpaşa inşaatında aç susuz çalıştırır. Bununlada kalmayarak Taşkınpaşa'nın
adamları Ağmaz yönetimini elinde bulunduran Ağmaz beyinin kızına göz korlar.
Namuslarını her şeyden üstün tutan oba halkı hürriyeti seçerek Taşkınpaşa'ya
ders vermek amacıyla canlı tavukları yolarak bir binaya kapatırlar. O gece köyü
terk ederek tâ Şam'a kadar gittikleri söylenir. Taşkın paşanın adamları durumu
paşaya anlatırlar. Ettiklerinden pişman olurlar. Ama iş işten geçer.
Ağmaz tavuğu hikayesi darbı mesel haline gelmiş sömürme ve
zulme uğrayanlar "yeter artık Ağmaz tavuğuna döndük"
derler.
KARIN AĞRISI
Geçmiş zamanların birinde Tağar Köyü'nün aşağısındaki köylerden Karain (Garin)
köyüne fakir kılıklı bir derviş gelmiş. Tabiki bu adamın derviş olduğunu kimse
bilmiyormuş. Köylülerden ekmek istemiş ancak kimse vermemiş.Yani kimse misafir
edip ağırlamamış. Bu durumdan hoşnut olmayan derviş sormuş; "Buranın adı ne?"
demiş. Onlarda "Garin (Karain) demişler. Derviş de "Başınızdan
gitmesin karın ağrısı" demiş. Halen köylüler karın ağrısı
çekmekteymişler.
O
köyden çıkan derviş bir yukarı köye geliyor. Onlarda hoş karşılamıyorlar. O
köylülere de soruyor: "Bu köyün adı ne?" diyor. Onlarda "Garlıh (Karlık)"
cevabını veriyorlar. Derviş de " Başınızdan gitmesin
darlık" diyor. Oradan ayrılıyor. O köy de şu ana kadar halen darlık çeken
bir köy olarak kalıyor.
Arkasından Tağar Köyü'ne geliyor. Eskilerden beri misafirperverliği ile tanınan
bu köy, dervişi iyi ağırlıyor. Derviş de memnun kalıyor Soruyor: "Bu köyün adı
ne?" diye onlar da: "Tağar" diyorlar. O da "Başınızdan
eksilmesin yağar." diyor. Ondan sonra buranın rahmeti bol olarak yağmış.
İSKENDERİN SANDUKASI
Köyün 1 km güney kısmında yüksekce bir tepede usta ellerden çıkma bir sanduka vardı
Uzunluğu 2,5 metre, genişliği 1 metre, yüksekliği 110 cm olan sandukanın Büyük İskender'e ait olduğu söylenir. İskender'in cesedini yılanların
yememesi için bu sandukaya konduğu söylenir. Sandukaya 2 Km uzaklıkta bulunan Çam ağaçlarının şireli olarak dikildiği, hazinesinin de hodul dağı civarında olduğu sanılmakta ve bu rivayet üzerine çevrede pek çok kazı
yapılarak hazinenin arandığı söylenir. Sanduka bir kenarından delinerek içi boşaltıldığı söylenmektedir.